Boşanma Travması

Anne ve baba çocuğunun kahramanıdır, bırakın öyle kalsın...

 

Baba olmak sadece eve ekmek getirmek, çocukların üzerine kıyafet almak değildir. Çocuklar babaya ihtiyaç duyarlar. Babalar bedenen ve ruhen çocuklarının yanında olmalıdır. İşiniz ne kadar yoğun olursa olsun, çocuklarınıza ayıracak bir sevgi anınız mutlaka olsun. Eğer varlığınız sadece erkekliğin getirdiği güçle, kuvvetle sınırlıysa, 8 yaşındaki Ali’nin duygularına kulak verin. Babasını eve hırsız girmesinden korktuğu için isteyen Ali’nin, hırsız tehlikesi geçtiği anda, “Babam olmasa da olur” düşüncesine gelivermesi acı bir durum değil midir? 

 

Ali 8 yaşındaydı. Anne ve babası ayrı yaşama kararı almışlardı. Baba evden ayrılmış, anneyle çocuk kalmıştı evde. Boşanma süreci başlamıştı ve çocuk korkuyordu. Anne, “Babası evden gittiğinden beri çok huzursuz, geceleri benimle yatmak istiyor, sık sık uyanıyor ve sabahları okula gitmek istemiyor. ‘Korkuyorum’ diyor. Babası tekrar eve gelsin diye ısrar ediyor” diyordu. 

 

Ali’ye, “Bana ailenin resmini çizer misin” dediğimde kocaman bir apartman çizdi. Apartmanın içine bir çocuk, bir de kız, dışarıya da bir adam resmi. “Evin içindekiler kim?” diye sorduğumda, “Bu anne, bu da çocuk” dedi. Dışarıdakinin de babası olduğunu anladım. “Babam artık eve gelmiyor” diyor. Sonra hırsızdan korktuğunuve babası evdeyken onları koruduğunu söylüyor endişeli gözlerle. Ve ekliyor,

“Şimdi bizi kim koruyacak?” 

 

Ali’ye bir dizi sorular yöneltiyorum. Devamı


2018-05-12



Hoş Geldin Bebek!

Siz ve Bebeğiniz İçin 10 ‘Hoş Geldin Bebek’ Tavsiyesi!

 

İlk gülümseme ve kahkaha! 
 

Bebekler gülmeye ve kahkaha atmaya ebeveynlerin beklediğinden çok daha erken başlarlar. Gülümsemeler birinci veya ikinci ayda başlar, kahkahalar ise iki ila beşinci aylarda. Üstelik bunu gerçekleştirmek için komedyen olmanıza gerek yok! Dr. Caspar Addyman (Londra’daki Birkbeck Üniversitesi’nden) diyor ki, “Bebeklerin kahkahaları anne-babanın yaptığı komik şeylerden kaynaklanmıyor. Daha çok kahkahanın sırrı, bebeğe daha çok ilgi göstermekten geçiyor. Kahkahalar bebeklerin, anne ve babalarının ilgisini çekmek için kullandıkları numaralardan biridir. Böylece ilginizi çekecek ve sizinle ilgili daha çok şey öğrenebilecek.”
 

Tavsiye 1: Bebeğinizle yakın ilişki kurun ve onun kıkırdamalarıyla eğlenin!

 

Kendinize iyi bakın... 
 

Yeni annelerin ve bazı babaların yaklaşık yüzde 15’i doğumdan önce veya sonra ruh sağlığı ile ilgili problemler yaşıyor. Donna Moore (City Üniversitesi Londra) diyor ki, “Anne-babaların kendilerini olası risk ve semptomlar ile ilgili eğitmesi gerekiyor. Birçok anne, ‘kötü anne’ olarak görülecekleri korkusuyla profesyonel yardım almıyor. Yardım arayışı iyileşmek için gereklidir ve bu da sizin iyi bir anne olduğunuz anlamına gelir. Eğer doğum öncesi bir ruhsal bozukluğa sahipseniz, bu sizin suçunuz değil ve yardımla iyi olacaksınız.” 
 

Tavsiye 2: Eğitim alın, destek alın ve kendinize iyi bakın.Devamı


2018-05-12



Minik Narsistler mi Büyüyor?

Her istediği yerine getirilen çocuklar yetişkinlikte narsisist, aşırı bencil, mutsuz ve doyumsuz oluyorlar!

 

Sadece kendini düşünen, kendini seven nesiller mi yetiştiriyoruz? Minik narsisistler mi büyüyor?

 

Bir anne anlatıyor: “O mutlu olsun diye her istediğini yaptık ve yapıyoruz.” Böyle mi inanıyor anne babalar? Her istediği olunca çocuk çok mutlu olacak! Ama yanılıyorlar.

 

Araştırmalar, aşırı hoşgörülü, kural koymayan, her istediği yapılan aile çocuklarının yetişkinlikte narsistik kişilik geliştirdiğini, mutsuz ve doyumsuz olduklarını gösteriyor. Tüm kanıtlar narsisizmin yeni nesillerde çok daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor.

 

Narsisizm, Amerika’da ruhsal bozukluk olarak tanımlanmaktan neredeyse çıkarılma aşamasında çünkü her beş kişiden biri narsisist tanısı alıyor.

 

Aşırı hoşgörülü ailelerin çocukları ‘narsisist’ oluyor!

Aşırı hoşgörülü aile çocuklarının bakımlarıyla, ihtiyaçlarıyla yüksek düzeyde ilgilenir, sıcak davranır, kural ve sınır koymaz, çocuklarının her istediğini yapma eğilimindedir. Onları sevgi ve şefkate boğar, aşırı şımartır. “Sen bir tanesin, istersen her şeyi yapabilirsin!” şeklinde severek de çocuğun benliğini keşfetme yolculuğunda yanılsamalı bir benlik algısı geliştirmesine ve ego kabarmasına sebep olurlar. Dünya, anne babası tarafından çocuğun etrafında döndürttürülür.

 

Çocuk o evin ‘prensi’ veya ‘prensesi’ olmuştur. Sürekli aldığı için vere... Devamı


2018-05-12



Çocuğunuza Tuvalet Eğitimi Verme Zamanı Geldi Mi?

Çocuklara Tuvalet Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

2 yaşındaydı. Geceleri ağlayarak uyanıyor, annesinin yanında yatmak istiyor, gündüzleri de huysuzluğu devam ediyordu. Anne tam bir aydır tuvalet eğitimi vermeye çalışıyordu. Ama o sürekli altını ıslatıyor, tuvalete gitmeyi reddediyordu. Anne tekrar bezini bağlama kararı almıştı. Zihinsel ve bedensel olgunluğa sahip bir çocuk ne yazık ki yanlış metotlar yüzünden tuvalet eğitimini alamamıştı. Annemiz çok titiz ve sabırsızdı. Çocuğunu etrafı kirletecek korkusuyla her 15 dakikada bir, günde, hesaplıyorum, yaklaşık 20-25 kez tuvalete götürüyor, kirlettiğinde de ona bağırıp vuruyordu. Bu süreç anne ve çocuk için bir kâbus haline gelmişti. Çocuğun korkuları artmış, annesine de öfke duymaya başlamıştı. Annenin deyimi ile, sanki onun inadına altını ıslatıyor, öğle uykusunu da, tuvalete gitmeyi de reddediyordu. İşte annemize önerilerimiz:

 

Çocuğunuza doğru ve kalıcı tuvalet eğitimi/alışkanlığını nasıl kazandırabilirsiniz?

•Siz hazır mısınız? Bu dönem zor ve sabır isteyen bir dönemdir. Çocuk ilk temel eğitimini almaktadır. Beden ve zihin etkileşim içinde kontrol sağlama mekanizması geliştirmektedir. Bu da çok da kolay olmayacaktır. Anne kararlı, enerjik olmalı ve yeterli zaman tanımalıdır. Yapamayacağım diye tekrar bezi bağlamak doğru değildir. Geri dönüş olmamalıdır. Bu yüzden, kendisinin de ruhsal açıdan rahat olduğu bir dönemde bu alışkanlık kazandırılmaya çalışılmalıdır. 

 

•Çocuğunuz hazır mı? Her çocuğun tuvalet e... Devamı


2018-05-08



Yanlış Bir Terapiste mi Gittiniz, Sorgulayın!

Terapistlerine dair tatminsizliği ifade eden çoğu insanın ortak deneyimleri vardır. İlk üçü şunlardır: 

1. Farklı terapistler ile görüşme yapmadan hızla terapi almaya girişirler. 

2. Arkadaş ya da meslektaş, güvenilir bir kaynaktan yönlendirme almazlar. 

3. En ucuz terapiste giderler. 

 

Bir terapist ile hasta arasındaki uyum, başarının anahtarıdır. Bu yüzden, doğru insanı bulmak için acele etmemek çok önemlidir. Acele etmeyin ve terapistinizi seçmeden önce en az üç terapist ile görüşün. 

Sabırlı olun, güvenebileceğiniz ve açılabileceğiniz bir terapist bulun.

 

Terapinizin hiçbir yere gitmediğinin 5 işareti:

Eğer terapiden geçiyorsanız ve sonuçlar cesaretinizi kırıyorsa, işte muhtemelen yanlış terapistle çalıştığınıza dair bazı uyarı işaretleri:

 

1. Seanslarınızı iple çekmiyorsanız...

Terapi en iyi şekilde işe yaradığında, seansınız haftanızın en önemli olayıdır. Terapistinizin ofisinden iç görülerle canlandırılmış, değişimle motive olmuş hissederek ayrılırsınız. Doğal olarak bazen seanslarınız durgun ve sıkıcı olabilir. Ama bu zamanın büyük çoğunluğunda ise bir problem vardır. Terapi, bir gelişme deneyimidir. Acı verici olduğunda bile güçlendirici olmalıdır. Eğer kendinizi kronik olarak bıkkın buluyorsanız terapistinizle yüzleşin, ona seanslarınızdan daha fazla şey kazanmak istediğinizi söyleyin.

 

2.  Terapistiniz tarafından zorlandığınızı hissetmiyorsanız...

Pek çok hasta, ge&c... Devamı


2018-05-08



“Çocuğum Yabancılarla Konuşmuyor”

Seçici Konuşmamazlık 

 

“Anne, ona söyler misin, benimle oynasın!”

 

Fatma Betül, 6 yaşındaydı. Tam bir ay olmuştu okula başlayalı. Aslında arkadaşlarıyla oynamayı çok istiyordu ama konuşamıyordu. Onun sesini anne-babasından başka hiç kimse duymamıştı.

 

Arkadaşlarının yanına gitmeye ve konuşmaya da cesareti yoktu çünkü sadece anne-babasının yanında konuşabiliyordu ve annesinin yanından hiç ayrılamıyordu. Annesi bir aydır sınıfta, onun yanında bekliyordu. Yine okulda bir gün, annesinin kulağına eğildi ve kendisi gibi sessiz duran bir arkadaşı için,

“Anne ona söyler misin, benimle oynasın!” dedi. 

 

Annesi onu tarif ederken, “Çift karakterli gibi” diyordu. Evde koltuk tepelerinde dolaşan, çok konuşan, hiç susmayan Fatma Betül, okulda korkak, güvensiz, sürekli ağlayan, hiç konuşmayan bir çocuktu. Fatma Betül, ‘seçici konuşmamazlık’ yaşıyordu. Anneanne ve teyzesiyle bile konuşamıyordu. Annesi onu herkesten kıskanarak büyütmüştü. Kimseye bırakmamış, kızını kimseyle paylaşamamıştı ama şimdi çocuğunun ondan ayrılmasını istiyordu.

 

4-5 yaş itibarıyla aile dışındaki sosyal ortamlarda aşırı utangaç duran, sessiz kalan ve konuşmayan çocuklar seçici konuşmamazlık (selective mutism) tanısı alırlar. Çocuğun konuşma ile herhangi bir sorunu olmamasına rağmen toplum içinde ve yabancılarla konuşmayı reddetmesi şeklinde görülen bir durumdur. Bu çocuklar ailesinin ve tanıdıklarının yanında rahat konuşabilir, ancak sosyal ortamlarda oldukç... Devamı


2018-05-08



Çocuklarda Bilgisayar Bağımlılığı

Çocukları hayatın gerçekliğinden koparmayın!

Berk, 5 yaşında, hiperaktif bir çocuk. Sadece bilgisayarda şiddet içerikli oyunlar oynarken oturabiliyor. Bütün gün bilgisayarda adamları öldürmekle meşgul. 8 yaşında, bilgisayarın başından kalkamayan Elif ise annesi kendisini çağırdığında hayalindeki odasını döşemekle meşgul olduğunu söylüyor. Okuldan bir hışımla eve gelen ergen kızımız Lale doğruca bilgisayarına koşarken, “Anne bir dakika çiftliğimi düzeltmem gerek, yoksa çiftliğim gelişmiyor” diyor aceleyle. Anne ise, “Hangi hayvan? Hangi çiftlik?” diye soruyor. Gerçek hayatta hayvanlardan korkan Lale, sanal âlemde hayvanlarını beslemeden uyuyamıyor. 17 yaşındaki genç kızımız sevilmek istiyor ve ailesinde karşılayamadığı bu sevgi ihtiyacını dışarda gidermeye çalışıyor. Babasından korktuğu için de çareyi sanal âlemde arıyor. Odasını kilitleyip kimliğini değiştirerek, bulduğu sanal bir sevgili ile sabahlara kadar chatleşiyor. Fantezilerini gerçek gibi yaşarken, sanal âlemde sevildiğini sanıyor. 

 

Ne var bu sanal âlemde? Neden çocuklar bu âlemin bu kadar çok içindeler? Onlar yeni nesil çocuklar mı? Yoksa biz yeni nesil anne babalar mıyız? Yeni nesil anne babaların da işlerine geliyor bu sanal âlem sanki. Çocukla uğraşmak kolay mı? Kolay mı onlara laf anlatmak? “Yapma, dur!” demek, doğruyu, yanlışı, iyiyi, kötüyü anlatmak. Bir ergen kızımız, “Anneme lütfen söyler misiniz? Üst katta sürekli internette, aşağıya benim odama gelsin, sohbet edelim” diyor. Belki de çocuklarımızla konuşmak bizim için çok zor o... Devamı


2018-05-08



Doktor/İğne Fobisi

İşte büyük hata: “Yaramazlık yaparsan doktor amca iğne yapar!

 

Çocuklarımız istediğimiz gibi davranmadığında, en basit yolla hemen onları korkutmaya başlarız. 6 yaşındaki minik de iğneden çok korkuyordu. Aslında çok sık doktora gitmiş ve her seferinde de iğne olmak zorunda kalmıştı. Daha sonra da alerjik astım teşhisi almıştı. Bu iğne olma sürecinde çok ağladığı ve iğne olmak istemediği için bazen annesi onu bırakıp gitmekle korkutuyor, “Eğer iğne olurken bağırır, zorluk çıkarırsan seni bırakır giderim, annen olmam, baban da gider!” diyor, bazen de “Bugün iğne olmayacaksın!” şeklinde yalan söyleyip kandırarak hastaneye götürüyordu. Çocuk yine de iğne olmamakta direniyordu. Annenin tüm tehdit ve korkutmalarına ve hatta ufak cimciklemelerine rağmen... Hastaneye gittiğinde, anne, baba, doktor ve hemşire büyük bir mücadele ile ona iğne yapmaya çalışıyorlardı. Kaygılı yapısı olan 6 yaşındaki minikte annenin yanlış tutumlarıyla ne yazık ki doktor ve iğne fobisi gelişmişti. 

 

İğne ve doktor korkusunun temelinde çocuğun canının acıyacağı ya da kendisine zarar geleceği endişesi yatar. 

 

Çocuğunuzda hastane, doktor, iğne fobisi oluşmaması için bunlara dikkat edin: 

• Çocuklarınızı, “Doktora götürürüm, sana iğne yapar!” diye korkutmayın. 

• İğne olacak çocuğu, “İğne olmayacaksın, sadece muayene edecekler” diye kandırmayın. 

• Kan alma, enjeksiyon yapma gibi ağrılı işlemlerin öncesinde elini tutup gözlerinin içine bakarak, “Biraz sonra iğne olacaksı... Devamı


2018-05-08



Çocuğum İçin Ne Zaman Psikoloğa Gitmeliyim?

Çoğu ebeveynin, onları doğursa da evlat da edinse, hemen ortaya çıkan, çocuklarını koruma arzusu vardır. Aylar ve yıllar geçtikçe de korurlar. Çocuklarımızın her türlü ihtiyacı ile ilgileniriz. Vücudunda kızarıklıklar ortaya çıkarsa, ateşi yükselirse doktora görünürüz. Bir çocuk okulda ya da arkadaşlarıyla problemler yaşamaya başladıysa, işbirliği yapmaz hale geldiyse ve nedeni anlaşılamayan patlamaları varsa örneğin, durum bu kadar da somut değildir ve bir uzmana gidip gitmemeyi düşünmeye başlarız. Soyut semptomların görünüşü, ebeveyni kafası karışık ve güvensiz bırakan bulanık, yabancı bir arazi ise ne yapmalı? Yaklaşık 5 çocuktan biri duygusal ya da davranışsal bozukluktan etkilenmiştir. Bir şeyin yolunda gitmediğini fark edebilirsiniz ama ne olduğu ya da ne yapılacağı bir gizem olarak kalır. Sebebin ne olabileceğini çözmeye ya da hislerinizin size bir terslik olduğunu söylediği şeye bir isim bulmaya çalışarak ne yapacağınızı bilmez bir haldesinizdir.

 

Ebeveyn radarınız nasıl?

Bir doktor, akraba ya da arkadaş bunun bir evre olduğunu söyleyebilir ama siz o ‘evrenin’ çok uzun sürdüğünü ya da davranışın çok yıkıcı olduğunu veya kırık notlarının siz ya da okul ne derse desin gelişmediğini hissediyorsunuz. Çocuğunuzu herkesten daha iyi biliyorsunuz. Bu çocuk ve ergen uyarı işaretleri, uzmanlaşmış bir ilgiye ihtiyaç duyan bir problemin belirtisi olabilir. Ann Douglas’ın 'Fırtınanın İçinden Ebeveynlik Yapmak: Çocuğunuzun Psikolojik Problemleri Olduğunda Yardım, Ev ve Güç Bulmak'  kitabından seçilen kısmi liste aşağıda. Çoc... Devamı


2018-04-16



Anne Babalar İçin Zor Durumlarda Nefes Alma Teknikleri

Nefes almak, son zamanlarda dikkatleri çok çekiyor, hatta kulağa klişe gibi gelmeye başladı. Ancak işe yarıyor. Öncelikle, sadece nefes almayı hatırlamak bile, midemizi düğümleyen işlere ya da düşüncelere ara verdirtir. Bazen birkaç saniyelik istemli nefes almak, bizi başka ve daha yararlı bir düşünce yapısına sokmaya yeter. Yetmese bile aklımızdaki karışıklıktan kısa bir mola almak da aslında güzeldir. 

 

Stresli olduğumuzda sempatik sinir sistemimiz devreye girer, kan basıncımızı yükseltir, nefes alışımızı hızlandırır ve stres hormonu salgılamamızı sağlar. Yavaş, derin nefesler ise parasempatik sinir sistemimizi aktive eder ve bu semptomlara son verir. 

 

Nefes almak aynı zamanda ücretsizdir, kolaydır ve her zaman yapılması mümkündür. Her zaman düşündüklerimizi ve hissettiklerimizi durdurup onlara hâkim olmak için fırsatımız vardır.

 

Anne ve babalara üç kolay nefes egzersizi ve yardım edebileceği durumlar:

 

1. Çok duygusal hissettiğiniz zaman. 

Her türlü bilinçli nefes alma, duygulardan oluşan bir fırtınaya yakalandığınızda yardımcı olacaktır. Kulağa ne kadar kolay gelse de buradaki asıl numara, duygularınızdan bunaldığınızı fark edip, nefes almayı hatırlamaktır. Eğer belirli bir egzersiz arıyorsanız, beş kere derin nefes almayı deneyebilirsiniz. Birkaç kere burnunuzdan uzun ve yavaşça derin nefesler alın ve nefesi yavaşça, hafif aralanmış ağızınızdan verin. Gerekli olduğu sıklıkta tekrar edin. 

 

2. Mindfulness (bilinçli farkındalık) alıştırmasına başladığınız zaman. Devamı


2018-04-16



Bağdat Cad. No:103/5 Sarıköşk Apt.
Feneryolu / Kadıköy / İstanbul
TEL: 0 216 418 16 07
Bu sitedeki yazı ve resimlerin tüm hakları My Family Terapi'ye aittir. İzinsiz kopyalanması yasaktır.