Sosyal Medya Çılgınlığının 3 Faturası!

Sosyal medya hayat deneyimlerimizin genişliğini tamamen değiştirdi. Seyahat etmeyi göz önüne alırsak, artık diğer insanların hayatımızı, maceralarımızı nasıl algıladığı hakkında onları gerçekten yaşamaktan daha çok düşünüyoruz. İşte Dr. Marlynn Wei’ye göre soysal medya çılgınlığının faturası:

 

Anı kaybettirir!

Sosyal medyada ne yapıyorsunuz? Anlarınızı paylaşıyorsunuz, neşeli anlarınızı, arkadaşlık anlarınızı, komik ve güzel olanları. İronik olarak, sosyal medyaya girerek anı kaybettiniz. Sanal olarak bağlanma arayışınızda, gerçeklikle ve o gerçekliğin içindeki insanlarla bağlantınızı kaybettiniz. Mutluluk deneyiminizi, gülüşünüzü sosyal medya için düzeltmeye çalışma sürecinizde kaybettiniz. ‘Like’lar ve yorumlar aracılığıyla pozitif desteğe olan bağınız, sizi gerçek ilişkilerinizden koparıyor.

 

Bağımlılık yapar ve bencilleştirir!

Komik olarak, sizi diğerlerine bağlamak için olan bir araç sizi izole edilmiş ve dış görünüşünüze, aldığınız cevaplara ve verdiğiniz izlenimlere takıntılı hale getiriyor. Kendine odaklanma, anksiyete ve depresyonla ilişkilendirilir. Seyahat etmek gibi deneyimlerinizden zevk almak yerine cihazınız baş zevk kaynağınız haline geliyor. Sizi daha az bağlanmış ve daha çok narsisistik yapıyor ve takıntılı dikkat çekme isteği duygusal iniş çıkışları beraberinde getiriyor. En çok sevilmek, beğenilmek ve değer görmek isteyenler en çok duygusal açlığı olanlar, en çok paylaşım yapanlar bence.

 

Gerçek ilişkilere zarar verir!

<... Devamı

2018-04-16



Ergeninizin Davranışlarını Değiştirmek İçin Pozitif Ödüle Odaklanın!

Son araştırmalar diyor ki, bir ergenin davranışlarını değiştirmek istiyor iseniz pozitif ödüle odaklanın.

 

Ebeveynlik yapmak zor ve ergenlere, gençlere ebeveynlik yapmak daha da zor ama yeni bir araştırma, ergenlerin notlarını yüksek tutmalarını isteyen ebeveynlerin iyi davranışı ödüllendirmeye daha çok ve kötüyü cezalandırmaya yönelik tehditlerine daha az odaklanırlarsa, bunu gerçekleştirmede daha başarılı olabileceklerini ileri sürüyor. 

 

PLOS Computational Biology’de (PLOS İşlemsel Biyoloji) yayınlanan bir rapora göre, Britanyalı araştırmacılar, ergenlerin pozitif teşviklere iyi odaklandıklarını ama cezalardan kaçınmak için motive kalmaları konusunda zorluklar yaşadıklarını buldular. Londra Üniversitesi Akademisi’ndeki Kognitif Nörobilim Enstitüsü’ndeki bir araştırmacı ve çalışmanın başyazarı olan Stefano Palminteri’ye göre, araştırma, gençlerin ve yetişkinlerin farklı yöntemlerle öğrendiğini gösteriyor. “Bazı durumlarda ergenler de pozitif geri bildirimin negatif geri bildirimden daha etkili olabileceğini” öne sürüyor! 

 

Virginia Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Joseph Allen, bu yeni araştırmaya müdahil değil ama gençlerin ceza ile tehdit edilmekten çok bir ödül sunulduğunda, odalarını düzenli aralıklarla temizlemek gibi yeni alışkanlıkları kazanmaya ikna edilmelerinin daha olası olduğuna katılıyor. “Ödüller, onlara hakkında düşünmek isteyecekleri bir şey veriyor” diyor Allen, “Cezalar ise üzerinde düşünmek istemeyecekleri bir şey. Bu yüzden, eğe... Devamı


2018-04-07



Kız Çocukları Babalarının Yokluklarında Daha Çok Depresyona Giriyor!

‘Bumerang’ babaların kızlarda depresyon riskini nasıl azalttığı üzerine bir araştırma

 

Babalar, çocuklarının sağlıklı gelişimlerine sayısız yolla katkı sağlarlar. Yeni bir araştırmanın gösterdiğine göre, kızının hayatına dalıp çıkan bir baba bile (buna Batılılar bumerang baba diyorlar) hiç babasının olmamasından iyidir. 

 

"Bir bumerang babanın varlığı, kızlarda depresif bir bozukluk geliştirme ihtimalinin ikiye katlandığı ergenlik boyunca depresyon riskini azaltabilir." diyor Houston Üniversitesi’nden aile araştırmacısı Daphne Hernandez. Hernandez ve iş arkadaşları bunun neden olduğunu incelememekle birlikte, düşürdüğü yorumunda bulunuyor. 

 

Evlilik ve Aile Dergisi’nde (Journal of Marriage and Family) yakın zamanda yayınlanan araştırmanın yazarlarından biri olan Hernandez, “Babaları mevcut, eksik (namevcut) ya da tembeller olarak kategorize etme eğilimimiz vardır” diyor. “Ama kız babaları için ‘her zaman muhakkak eksik olmayan ama her zaman ille de var olmayan kişiler’ olarak bir orta alan vardır.” 

 

Araştırmacılar, 1979 Ulusal Boylamsal Gençlik Anketi’nde kaydedilen verilerden, 3366 anne ve 1992’den önce doğmuş 3731 erkek ve kız çocuğu hakkındaki bilgileri analiz ettiler. Bilgiler, annelerin ilişki geçişlerini ve çocuğunun ergenliğindeki durumunu da kapsıyordu. 

 

Her çocuk için, annesi ve biyolojik babası arasındaki ilişki üç kategoriden birinde sınıflandırılmıştı: 

1. İstikrarlı baba, çocuk 18 yaşına erişene kadar onunla yaşayan... Devamı


2018-04-07



Genç Kızların Riskli Diyet Yapması, Aile Çatışmaları ve Depresyonla İlişkili!

Yeni bir çalışma, ergen kızların eğer aile çatışmaları yaşıyor ya da depresif ruh hali semptomları gösteriyorlarsa, kalori saymalarının, öğün atlamalarının ve diğer riskli diyet yapma davranışlarıyla uğraşmalarının daha olası olduğunu gösteriyor. 

Araştırmanın yazarlarından biri olan Queensland Üniversitesi’nden Adrian B. Kelly, “Riskli diyet gelişimiyle ilişkilendirilen, akranlarla sosyal uyum, medya, ebeveyn/aile de dahil olmak üzere pek çok faktör var” diyor. Bu araştırma, riskli diyet yapmada kızların temel bir zafiyeti olduğundan, ailelerin duygusal ortamına bir göz atıyor. 

 

Araştırmacılar üç Avustralya eyaletindeki 231 okulda, yaşları 11 ile 14 arasındaki 4000’den fazla kız üzerinde anket yaptılar. Kalori sayma, öğünlerde yiyecek miktarını azaltma ya da öğün anlamanın da dahil olduğu belirli davranışlar yoluyla kilo kontrolü hakkında olan soru formunda, kızlara her davranışı ‘nadiren/hiç’ten ‘neredeyse her zaman’a kadar ne sıklıkla kullandıkları soruldu. 

 

Aynı zamanda anne ve babalarına ne kadar yakın olduklarını tarif eden ve “Ailemdeki insanlar sıklıkla birbirlerine hakaret eder ve bağırır”ın da dahil olduğu evdeki çatışmayı üç ifade ile sınıflandıran duygu durum ve hisler üzerine olan bir soru formunu tamamladılar. 

 

Araştırma sonuçlarına göre, aile çatışma seviyesi daha yüksek olanların diyet yapma davranışı ile meşgul olmaları daha olasıydı ve depresif hissetmek bu bağlantının en azından bir kısmını açıklıyor gibi görünüyordu. 

 

Araştırmacılar, ergenliğin başlangıcını... Devamı


2018-04-07



Alışveriş Hastalığı Nedir?

Annenin Ruh Sağlığı Çocuğu Etkiler!

 

En çok da kocasına kızdığında çıkıyordu alışverişe. Kocasının kredi kartını intikam alırcasına kullanıyordu. Hayatın ona yüklediği ağırlıklardan kurtulmaya çalışıyor ama bu ona çok pahalıya mal oluyordu. Alışveriş yapmak onu sanki dertlerinden kurtarıyordu. Sıkıntılarını, aldığı şeylerle yenmeye çalışıyordu. Ev, alıp da kullanmadığı onlarca eşyayla dolmuştu. Ama alışveriş çılgınlığına bir türlü engel olamıyordu. Bir tek endişesi ve üzüntüsü vardı, o da çocuklarına kötü örnek olmaktı. Çünkü o, iyi ve eğitimli bir anneydi. 13 ve 9 yaşlarında 2 kızı vardı. Biliyordu ki bu davranışı doğru değil ama bundan da vazgeçemiyordu. Paketleri saklıyor, vicdan azabı çekiyor bir yandan da paraları boşa harcadığını düşünüyordu. Bu, israf etmenin bir vicdan azabıydı aynı zamanda. 

 

Yine böyle gergin olduğu bir günde, ‘indirim’ yazan bir mağazanın içerisindeydiler. Kızlara bir şeyler almalı diyerek sepete 5 pantolon, 7 penye, 5 ayakkabı, 3 elbise atıvermişti. Abarttığının farkına varmış, günah çıkarırcasına “Bakın kızlar bunlar şu an çok ucuz, o yüzden bu kadar fazla aldım. Önümüzdeki yaza kadar başka hiçbir şey almayacağım” demişti. Büyük kızı gülerek, “Anne, benim için sorun değil. Ama ben senin kendini tutabileceğini hiç sanmıyorum!” demişti. 

 

Akşam evde sohbet ederken büyük kız annesine, “Anne biliyor musun beni dünyada en çok ne mutlu ediyor?” diye sormuştu. Anne merakla “Ne” deyince, “Alışve... Devamı


2018-03-31



Misafir, Çocuk İçin İyi Bir Eğitim Fırsatıdır!

Annesi kitapları çok severdi. Kızına da 1,5 yaşından beri kitap okuyordu. Evlerinin bir duvarı boydan boya 6 yaşındaki kızının kitaplarıyla doluydu. Anne, bir tek misafir geldiği geceler kitap okuyamıyordu. Çocuk bu yüzden evlerine gelen yatılı misafirleri hiç sevmez olmuştu çünkü misafirler hayatlarının düzenini bozuyordu.

Terapi sırasında, “Misafirleri hiç sevmiyorum çünkü o zaman annem benimle ilgilenmiyor. Ne zaman onu yanıma çağırsam, ‘Kızım gelemem, şimdi çok işim var diyor!’ “ demişti. Bu kadar ilgili ve mükemmeliyetçi anneyi misafirlerle paylaşmak pek de kolay değildi. Annesini özlüyordu. Annesi de onun misafir gelmesini normal karşılamasını istiyor, bunun için ne yapabileceğini soruyordu.

 

Aslında bu durum birçok evde yaşanan bir sorun. Eve misafir geldiğinde anneler genelde çocuklarıyla ilgilenemez ve bazı anneler de bahane olarak misafirin varlığını öne sürer. Çocuk da annesinin ilgi ve sevgisini kendinden çalan bu misafirden pek de hoşlanmaz olur... Halbuki, misafir gelmeden önce çocukla konuşulması, yapılacak hazırlıklara onun da katkıda bulunmasına fırsat verilmesi, çocuğun misafirleri sevmesine yardımcı olacaktır. Örneğin, anne baba çocuğa, “Bugün bize misafir gelecek ve seninle bazen ilgilenemeyebiliriz, misafirlere hizmet ederken bize yardımcı olursan çok mutlu oluruz. Mesela onlar geldiğinde çay şekerlerini ikram edebilirsin. Misafir demek eve bereket gelmesi demektir!” diyebilir. Misafirlere ikram edilecek yiyecekler için alışverişin çocukla beraber yapılması da onun gelecek kişileri benimsemesini kolaylaştırır. 

 

Misafir vark... Devamı


2018-03-31



Çocuk Gelişimi ve Eğitiminde Hikaye ve Kitabın Önemi

Çocuklar 2 yaşından itibaren bez veya kalın kartondan yapılmış çoğu resimden oluşan oyuncak gibi ellerinde tutabilecekleri kitapları sevmeye başlarlar. 3-4 yaş itibariyle kendilerine hikaye kitaplarının okunmasını isterler.

3-4 yaşta anne ve babanın çocuğa hikaye kitapları okuması ve o kitaplar hakkında konuşması çocuğun zekasını geliştirir, algılama ve dikkat gücünü artırır, destekler; sözcük dağarcığını zenginleştirir. Öğrenme isteğini, merak duygusunu arttırır, geliştirir. Hikaye ve kitap 3-4 yaşından itibaren çocuk ve ebeveyn arasında bir sohbet aracı olur, çocuk ve ebeveyn arasında sevgi ve güven bağı oluşturur.  Çocuğun dünyasına girilir ve kişilik gelişimi hikayelerle desteklenir. Çocuk hikayelerde kendini bulur. Hikayedeki karakterle özdeşleşir, bütünleşir, etkilenir. Hikayeler çocukların hayal gücünü genişletir bu yüzden okunulan hikaye seçimi önemlidir.

Aileler hikaye anlatmak, masal okumak için çocuklarına muhakkak zaman ayırmalı, anlatılan hikaye ile ilgili çocuklarıyla konuşmalılardır. Çocuk hem hoş vakit geçirir ama hikaye ve masalların çocukların gelişimleri üzerinde çok olumlu etkileri vardır. Hayal güçleri gelişir, kendi dünyalarında karşılaştıkları güçlükleri çözmesine yardımcı olup muhakeme,  mantık, neden-sonuç ilişkisi kurma becerileri artar.

Çocuklukta dinlenilen hikaye ve masallar yetişkinlikte ebeveynleriyle, nineleriyle anı olarak hatırlanır. Aile hikaye ve masallar aracılığıyla çocuklarına iletmek istediklerini (iyi ile kötü, çalışkan ile tembel, sorumlu sorumsuz, mütevazi kibirli olanı ve olması gerekeni) çocu... Devamı


2018-03-31



Çocuklarda En Sık Görülen Korkular

Çocuklarımızı korkuları ile sevelim, sabredelim.

 

Çocuklarda korku, normal gelişimin bir parçasıdır. Çocuğun kendini tehlikelerden korumasını sağlar. Çocuk, beden gücü ve bilişsel kapasitesi geliştikçe, yani büyüdükçe korkularının da azalmasını bekleriz ama ne yazık ki korkular, anne babanın yanlış eğitim tutumları ile uzun yıllar devam edebilir ve fobiye dönüşebilir.

 

Yaşlara göre çocuklar nelerden korkarlar?

Bebeklikten itibaren her yaş grubunda farklı korkular görülür. Bu gelişim aşamalarında görülen korkular çocuğun günlük yaşamına engel olmadığı sürece doğal karşılanmalıdır. Anne baba tarafından pekiştirilmediğinde ve uygun davranıldığında kendiliğinden kaybolacaktır. 

0-6 ay: Ses, gürültü, ani hareket eden nesneler. 

7-12 ay: Yabancı kişiler 

1-5 yaş: Anne babadan ayrılma, karanlık, hayvan, yüksek sesler 

3-6 yaş: Hayalet, canavar, su 

6-12 yaş: Hırsız, cezalandırılma, yaralanma, başaramama korkusu

 

Çocuklarda görülen korkular:

Hayvan, kan ve yara, yabancı insan, karanlık, kapalı bir mekânda bulunma, şimşek, gök gürlemesi.

 

Bu korkulardan korunma yolları:

•Çocuklarımızı ne olursa olsun korkutmayalım. Disiplin aracı olarak korkuyu kullanmayalım. (Yaramazlık yaparsan doktor gelir iğne yapar gibi). 

•Çocuklarımıza karşı aşırı koruyucu, kollayıcı, tedirgin, evhamlı davranma... Devamı


2018-03-24



"Yaramaz Çocuklara Araba Çarpar!"

Çocuklarda Normal Korku, Nasıl Aşırı Korku/Fobiye Dönüşür? 

 

6 yaşında, ürkek ve çekingendi. Göz teması kurmuyordu.

Annesinin elini hiç bırakmıyor. Eteğine yapışmıştı. Sokakta hep öyle geziyorlardı. Evde de odaları tek tek kontrol ediyor, annem nerede diye. Anneyi görene kadar arıyor, onu görünce oyununa devam ediyordu. 

Onu odama çağırdım, gelmedi ve benimle konuşmadı. İlk seansa annesiyle katıldı. İkinci seans bekleme salonundan hiç sormadan elini tutup aldım, elimi tuttu, annemize hiç bakmadık, benimle terapi odasına geldi. 

“Bana bir insan resmi çizer misin?” dedim. 

Hiç yüzüme bakmıyordu. Kâğıdın köşesine küçücük, 3 parçalık bir insan resmi çizdi. 

“Bu resimdeki kişi ne yapıyor” diye sordum. 

“Duruyor.” 

“Kaç yaşında?” 

“6” 

“Korkar mı?” 

“Evet, korkar, arabalardan!” 

Biraz duraksadım, 6 yaşındaki bir erkek çocuk neden arabalardan korkar? Garip karşıladım. “Emin misin?” diye sorduğunda sinirlendi ve, 

“Yaramaz çocuklara araba çarpar!” dedi, kızdı bana. 

“Kim söylüyor sana bunu?” diye sordum. 

Cevabı: 

“Annem!”di. 

Şimdi anlamıştım neden annesinden ayrılmadığını... 

                                                              &... Devamı


2018-03-24



Özgüvenli Çocuk Yetiştirmek İçin 6 Yol

Hayır, istersen her şeyi yapamazsın!

 

Özgüvenli çocuk yetiştirmede ‘sen yaparsın’ demek yeterli mi? 7 yaşındaki minik danışanımdan puzzle/yapboz yapmasını istemiştim. Kendine çok güveniyor gibi gözüküyordu. Bana, “Ben bunu yaparım” dedi, ayrıca, “ben istediğim her şeyi yapabilirim” diye de ekledi ve yapmaya başladı. Ben de onu izlemeye başlamıştım. Aslında onun yaşına uygun bir puzzle vermiştim ama kısa sürede sıkıldı. 

 

“Bu çok sıkıcı yapmayacağım” dedi. 

Ama “Hani sen her şeyi yapabiliyordun?” dercesine gözlerinin içine baktım. 

Puzzle’ı elinin tersiyle itti, sinirli bir şekilde, “Ben zaten bunu biliyorum, yapmama gerek yok. Annem benim istersem her şeyi yapabileceğimi söylüyor!” dedi. 

 

Anneyi odama aldım. 

“Oğlunuz hiçbir şey yapmak istemiyor. Aslında her şeyi yapabileceğini düşünüyor ama öğrenmek de istemiyor’’ dedim. 

Annesi şaşkın, “Aslında ona isterse her şeyi yapabileceğini ben söylüyorum, kendisine güvenmesini istiyorum.’’ 

“Evet, çocuğunuz kendisine çok güveniyor, yani özgüveni çok fazla ama bu sağlıklı bir özgüven değil’’ dedim. 

Anne ile birlikte yeni, sağlıklı özgüven tanımı yapıyoruz.

 

Sağlıklı özgüven nedir?

Sağlıklı özgüven, sağlıklı benlik algısıdır. Yani çocuğun kendini olduğu gibi kabul etmesi, kendini olduğundan ne yukarı ne de aşağı görmesi, kendisi ile barışık olması, kendini değerl... Devamı


2018-03-24



Çocuklara “Her Şeyi Yapabilirsin” Demenin Tehlikesi Ve Başarının Yol Haritası

Aslında çoğu ebeveyn, çocuklarına, “Her şeyi yapabilirsin!” der. Tabii ki çocuklarımızı ilgilerini devam ettirmeleri ve toplumun yeteneklerine dair bakışıyla kısıtlanmamaları için cesaretlendirmek isteriz. Fakat çocuklara her şeyi yapabileceklerini söylemek tamamıyla doğru değildir ve beklenmedik dezavantajları olabilir. 

 

Her çocuk profesyonel bir basketbol oyuncusu ya da müzisyen veya yazar olamaz ve herkes bir Nobel ödülü kazanamaz ya da Anayasa Mahkemesi yargıcı olamaz. Aslında hepimiz genetik yapımız ve rekabetin durumsal gerçekleri tarafından belirli yönlerden sınırlandırılmışızdır. Ek olarak, bence kader de, genellikle başarının da dahil olduğu hayat sonuçlarında kabul ettiğimizden daha büyük bir rol oynar. 

 

Araştırmalar, kendimiz için son derece hırslı hedefler yarattığımızda o hedeflerin zararlı hale gelebileceğini gösteriyor. Örneğin, bizi o hırslı hedeflere ulaşmak için etik olmayan davranışlara itme ya da onları elde edemediğimizde başarısızlık hissine yöneltmek gibi. 

 

Çocuklara her şeyi yapabileceklerini söylemek, yol haritası olmayan bir vizyon yaratıyor: Yüce bir hedef koymalarını ima ediyor ama ona nasıl ulaşılacağına dair hiçbir bilgi vermiyor. 

 

Bu yol haritasında “Üç Anahtar” var. Çocuklara sadece her şeyi yapabileceklerini söylemek yerine onlara üç anahtarı öğretin.

•Çaba göster, pratik yap çünkü geribildirimle birleşen çaba, gelişmekte olan ustalık ve ulaşılan uzmanlık için kritiktir. 

&bull... Devamı


2018-03-03



Çocuğa Harçlık Vermek, Onun Sorumluluk Duygusunu Geliştirir!

Ailelerin çocuklarına harçlık vermesi onlarda sorumluluk ve sahiplenme duygusunu geliştirir. Çocuklar bu sayede isteklerini erteleyebilme ve ihtiyaçlarını sıralayabilme becerisini kazanırlar. Aile aslında böylece çocuklarına tasarruf etmeyi öğretmiş olur. Çocuk ya da ergen, harçlık alarak ailede kendisini değerli hissederek varlığını kabul eder.

 

Çocuğa verilecek harçlığın yaşına, sosyoekonomik düzeyine ve arkadaşlarının ne kadar harçlık aldığına göre ayarlanması gerekir. Sınıfındaki diğer çocukların çoğunlukla aldıkları harçlık miktarı ve çocuğun gündelik zaruri harcamaları göz önünde bulundurularak, en azından ihtiyaçlarını karşılamak üzere yeterli ve düzenli periyodlarla harçlık verilmeli.

 

Ülkemizde ilkokul birinci sınıf öğrencisine de harçlık veriliyor. Çocuk ancak 10 yaş itibarıyla para kullanma becerisini edinebilir, parayı güvenle taşıyıp koruyabilir ve paranın üstünü tam olarak getirmek sorumluluğunu alabilir. Onun öncesinde harçlık, günlük sadece ihtiyacı olacak kadar verilmeli ve parasını nasıl harcadığının takibi yapılmalı. 10 yaşından itibaren harçlık haftalık verilebilir. Lise döneminde aylık olarak verilebilir.

 

Harçlık rüşvet olarak kullanılmamalı

Ailelerin harçlığı, çocuğa yaptırmak istedikleri davranış için bir rüşvet olarak asla kullanmaması gerekir. Parasını biriktirme veya harcama kararı çocuğun kendisinde olmalı. Ancak çocuğun parasını harcadığı yerler yine iyi izlenmeli ve çok hissettirmeden denetimi yapılmalı. Çocuk, aşırı pahalı,... Devamı


2018-02-27



Yaratıcı, Meraklı ve Hayalci Çocuklar İçin Uyku Vakti Önerileri

Uyku vaktinde, çocuklar beyinleri aktif iken ‘pause’ düğmesine basma konusunda zor zamanlar yaşayabilirler. Ev halkının diğer bireylerinin neler yaptıklarını merak ederler, canavarlar ve diğer korkutucu yaratıkların evlerini istila etmesi konusunda endişeye kapılırlar, uyku dışındaki bütün şeyleri düşünmeyi tercih ederler.

 

Yetişkinlerde de olduğu gibi, çocukların da uykuya ihtiyaçları değişebilir, fakat uzmanlar çocukların fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak en iyi performansı gösterebilmeleri için daha fazla uyumaları gerektiğini savunur. Bebekler en iyisini yaparlar, günde 14-15 saat uyurlar ve bunu gündüz ve geceye yayarlar. Bebekler ilk yaş günlerinden 3 yaşlarına kadar, 12 ile 14 saat aralığında uyumalıdırlar. 3 yaşından 6 yaşına kadar, 10 ile 12 saat arası en iyisidir, sonrasında 12 yaşına kadar çocuklar hâlâ fazla uykuya ihtiyaç duyarlar, gecede 10 ile 11 saat uykuya ihtiyaçları vardır. 

 

Uykuya direnç gösteren çocuğun ihtiyaç duyduğu huzurlu, yenileyici uykuyu bulabilmenize yardımcı olacak 12 öneri: 

1. Uyku odası. Bir odanın iyi bir uyku odası olabilmesi için sessiz, güvenli ve karanlık olması gerekir. Çocuğunuz odasını huzur ile ilişkilendirebilmelidir. Odanın uygun bir ısısının olması, içerisinde televizyon, telefon veya diğer elektronik araçların olmaması gerekir. 

2. Duygusal bağlantı. Uyku vakti birçok çocuğun endişeye kapıldığı ayrılık vaktidir. Uyku vakti yaklaşırken, çocuğunuz güvende olduğunu ve duyulduğunu daha çok bilmeli, yani sevginizi güvence altında hissetmelidir. Devamı


2018-02-24



Anne Babalar, Akıllı Telefonlarınızı Bırakın ve Çocuğunuzla Oyun Oynayın!

Amerikan Pediatri Akademisi’ndeki çocuk doktorları, okul öncesi çocukların konuşma ve dil gelişimiyle ilgi olarak anne babalara bazı tavsiyelerde bulunuyor.

 

Çocuk doktorları ve ruh sağlığı uzmanları evde akılı telefon ve tabletlerle daha az zaman geçirmek ve anne babaların küçük çocuklarıyla birlikte yüz yüze interaktif oyunlar oynamalarını öneriyor ve teşvik ediyor.

 

Anne babalar bu yüzyılda her zamankinden çok daha fazla koşuşturuyorlar ve dünyayla bağlı kalmak için de akıllı telefonlarına bağlı olmak zorundalar. Fakat çocukların beyin gelişiminin %80’inin hayatlarının ilk üç yılında gerçekleştiği söz konusu iken bu beyin gelişimi, istikrarlı sözlü ve sözsüz, insan insana olan etkileşim ve iletişimlerle beslenir. Dolayısıyla mümkün olduğunca ebeveynler telefonlarıyla uğraşmak ve teknolojiye bağlı olmak yerine, çocuklarının öğrenme becerilerini geliştirmek adına onlarla kaliteli bir vakit geçirmeye odaklanmalılar. 

 

Peki, bir ebeveyn okul öncesi çocuğunun dil öğrenme becerisi ve iletişim yeteneklerine en üst seviyede katkıda bulunmak için neler yapabilir? İşte bazı pratik öneriler:  

 

1. Çocuğunuzla beraber pratik oyunlar oynayın. Bu pratik oyunlar çocuğunuzla yüz yüze etkileşimi teşvik ederken, onlara konuşma sırasını öğretir, bağlanma ve iletişim becerilerinin önemli parçalarını güçlendirir. Öpücük üfleme, el sallama ve alkışlama gibi aktiviteler de çocuğun sosyal gelişim becerilerini inşa etmesine yardımcı olur. Bu oyunları oynarken unutmayın, el... Devamı


2018-02-24



Çocuğunuz Kavgacıysa Yapabileceğiniz 8 Şey

Kavgacı çocukla nasıl bağ kurmalısınız?

Kızım küçüklüğünden beri her bana kızdığında ve sorularıma öfkeli cevap verdiğinde onu üzen bir şeyin olduğunu hissedip bana anlatmasını isterdim. Bu şekilde sakinleşir sıkıntısını söyler, benden özür diler ve birbirimize sarılırdık. Ona komik bir anımızı anlatıp onu güldürmeyi başarırdım. Lora Markham’ın “”Huzurlu Ebeveynler Mutlu Çocuklar” kitabındaki tavsiyelerine katılarak paylaşmak isterim.

 

Danışanı Tara anlatıyor: “Kızım çok kaba ve kavgacı oluyordu. Her şey hakkında bana bağırıyordu, sonunda ben de kontrolü kaybettim ve ona odasına gitmesi için bağırdım. Sonra gözyaşlarına boğuldu ve hıçkırarak ağladı, ağladı... Sonunda birinci sınıftan korktuğunu söyleyebilecek kadar toparlandı. Fark etmemiştim…”

 

Çocuklar zor zamanlar yaşarken, genellikle kendilerini güvende hissettikleri kişilere patlar yani Bize! Anne ve babalarına .. Bizim için kızmak, azarlamak, onlara terbiyeli olmalarını söylemek ya da onları sakinleşmeye yollamak normaldir. Ama çocuklar kaba ve kavgacı davrandıklarında bize zor zamanlar geçirtmeye çalışmıyorlar. Bize “SOS” bir yardım sinyali göndermeye çalışıyorlar. Eğer bağırarak, tehdit ederek ya da onları “sakinleşmek” için uzağa göndererek karşılık verirsek, onların açtığı kapıyı kapatır ve onları kendi kendilerine çırpınmaya terk etmiş oluruz. Tabi ki çocuğunuzun kavgacılığı açık bir kapıdan çok bir mayın tarlasıymış gibi görünebilir. Ama o anda yapabileceğinin en iyisi bu ve ebeveynlik yapmanın kolay olduğun... Devamı


2018-02-24



Bağdat Cad. No:103/5 Sarıköşk Apt.
Feneryolu / Kadıköy / İstanbul
TEL: 0 216 418 16 07
Bu sitedeki yazı ve resimlerin tüm hakları My Family Terapi'ye aittir. İzinsiz kopyalanması yasaktır.